Dr. Mehmet Sürmeli'nin kişisel web sitesine hoşgeldiniz.

  • Full Screen
  • Wide Screen
  • Narrow Screen
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

Medine Dönemi islami müesseselerin kurumsallaşması ve Ezan

İrşad Vakfı ve Yeni Dünya Dergisi tarafından organize edilen "Hz. Peygamber(SAV) 'in Medine Döneminde İslami müesseselerin kurumsallaşması ve Ezan'ın meşru kılınması" konulu konferans kayıtlkarını iki bölüm halinde sunuyoruz:

Devamını oku...

MUHAMMED SURESİ’NİN 19. AYETİNİN İÇERDİĞİ SÖZCÜK VE KAVRAMLAR 2. KISIM

A. Varlığın Kendisi Olarak:

1. İnsanın rablık iddiası: Kur’an-ı Kerim’in bu konuda örneklemesini sunduğu en tipik kişi Firavun’dur. Hz. Musa’nın vermiş olduğu tevhid mücadelesinde küfrün sembolü olan bu zatın adı bile azgınlaşmayı (Kulluk sınırında kalmamayı) sembolize eder. Firavun, rablık iddiasında mutlak anlamda bir tanrılık iddia etmiyordu. Çünkü onun da tanrıları ve kutsalı vardı:

Devamını oku...

MUHAMMED SURESİ’NİN 19. AYETİNİN İÇERDİĞİ SÖZCÜK VE KAVRAMLAR

A- MUHAMMED SURESİ’NİN 19. AYETİNİN İÇERDİĞİ SÖZCÜK VE KAVRAMLAR

1-KELİME-İ TEVHİD

İnsanlar daha ruhlar âlemindeyken Allahuteala’nın hayatı yaratıp yönlendirmedeki eşsizliğini kabul etmişlerdi. İnsanların bu kabulleniş durumlarını ve Allah’la aralarındaki sözleşmelerinin ne şekilde olduğunu bizlere şu ayet-i kerime çok açık olarak haber vermektedir: “Rabbin, Ademoğullarından bellerinden zürriyetlerini almış ve : “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” diye onları kendilerine şahit tutmuştu. Onlar, “Evet buna şahidiz.” dediler… Yaratılmışlardan hiçbirisi dışta kalmamak üzere Allah’ın (c.) “Rububiyyet”ini kabullendiklerini, bu ayette görüldüğü gibi ikrar etmişlerdir.

Devamını oku...

MUHAMMED SÛRESİ 19. AYET'İNİN TEFSİRİ GİRİŞ BÖLÜMÜ

MUHAMMED SÛRESİ 19. AYET'İNİN TEFSİRİ

GİRİŞ

Tevhid dediğimiz, “yaratmada ve emretmede” yalnızca Allah’ı kabul etme1 makamı, kulun Allah’a vuslatta başlaması gereken ilk makamdır. Bütün Peygamberler, insanları Allahuteala’yı tek ve eşsiz kabul etmeye, ibadetleri de sadece onun hoşnutluğunu kazanmak için yapmaya çağırmışlardır.2 Peygamberlerin, tevhidi ilan noktasında odaklaşan bu çağrılarını Kur’an-ı Kerim şu şekilde bizlere aktarmaktadır: “And olsun ki biz, “Allah’a kulluk edin ve Tağut’tan sakının” diye (emretmeleri için) her ümmete bir Peygamber gönderdik...3 bu bağlamda şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki Hz. Muhammed’in (s.) çağrısının özünü de Allah’ın birliğini âlemlere duyurma oluşturmaktadır.

Devamını oku...

İmanda Mürakebe Bilinci

imanda murakabe bilinciİMANDA MURAKABE BİLİNCİ

Kelime-i Tevhid’e ve onun anlam alanına iman eden bir müminde kamil bir murakabe bilinci oluşur. Bu süreçte hayatın merkezinde sadece Allah (c.) vardır. İnsan davranışlarının en basitinden en karmaşığına kadar yön veren tek varlık Allah Teala’dır.

Devamını oku...

İmanda istikamet üzere olmayanın amelleri makbul olmaz.

İMANDA İSTİKAMET ÜZERİ OLMAYANIN AMELİ MAKBUL OLMAZ

Yüce Allah, insanların fıtratlarını muhafaza edip ruhlar aleminde yapmış oldukları sözleşmeye aykırı davranmamaları için peygamberler ve kitaplar göndermiştir. Ne zaman peygamberin getirmiş olduğu ilahi emirler unutulur ve neticesinde insan kendine ve rabbine yabancılaşırsa; şirk hastalığına düşecek olursa Allah Teala yeni peygamber ve kitap göndermeye devam etmiştir. Bu nedenle de Allah (c.), her kavme peygamber göndermiştir.

Devamını oku...

Sahabe gibi Kur'an-ı kerim'i ve İslam'ı yaşayabilmenin sırrı

islami sahabe gibi yasayabilmenin sirri

SAHABE GİBİ KURAN-I KERİM’İ VE İSLAMI YAŞAYABİLMENİN SIRRI

Kur’an-ı Kerim’deki “Ey İnsanlar!” ve “Ey iman edenler” şeklindeki ifade biçimlerinden, onun bir hitap kitlesinin olduğu anlaşılmaktadır. Bu tür hitap tarzları, Allah’ın insanlarla kurmuş olduğu iletişimle alâkalıdır. İnsanlardan mutlak doğruyu bulmalarını isteyen Allah Teala, insanların doğru üzerinde sebat etmeleri ve sebatlarını bir daha doğrudan ayrılmayacak bir bilinç düzeyine taşımaları için, ibadetlerle ilgili hükümlerini indirmiştir.

Devamını oku...

Hayatı Zikir ile Anlanlandırmak

HAYATI ZİKİRLE ANLAMLANDIRMAK

Tefsirini yaptığımız bu ayet-i kerime; müminlere kelime-i tevhide göre hayatı anlamlandırma, insan herhangi bir şekilde kulluk bilinci unutup yaratılış gayesinin dışına çıkarsa bundan dolayı istiğfarda bulunma, günahları sürekli hâle getirmeme ve her an Allahuteala’nın denetlemesi içerisinde olduğunu bilme şuurunu vermektedir. Tasavvufî düşünce bunların hepsini “zikir” olarak adlandırmaktadır.

Devamını oku...

Sayfa 6 / 8

BURADASINIZ Anasayfa