Dr. Mehmet Sürmeli'nin kişisel web sitesine hoşgeldiniz.

  • Full Screen
  • Wide Screen
  • Narrow Screen
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

GAYE İNSAN: HZ. MUHAMMED (SAS) - DR. MEHMET SÜRMELİ

DR. MEHMET SÜRMELİ'DEN "GAYE İNSAN: HZ. MUHAMMED (SAS)"

Dr. Mehmet Sürmeli' den yeni baskısıyla Gaye İnsan: Hz. Muhammed (Sas) isimli eseri yeniden okuyucularıyla buluşuyor...

Bir dini iyi anlayabilmek için o dindeki ilah anlayışını, o dinin kitabı­nı, peygamberini ve peygamberine bağlanan müminleri iyi tanımak gerekir. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin üçte ikisinden fazlasında Allah (c.c) tanıtılır. Bu tanıtıma, Yüce Allah'ın isimleri, sıfatları, fiilleri, halikıyyeti ve rububiyyeti şeklindedir. Allah-u Teâlâ'nın kendisini ay­rıntılı olarak tanıtmasındaki amacı ise müminlerde marifet nurunu hasıl edip kendisine gereği gibi ibadet edecek kullar yetiştirmektir. Çünkü marifeti olmayan veya eksik olan kişilerde ibadet bilinci, takva, vera ve huşu hâlleri olmaz. Bu hâllerin gelişmediği insanlar, emanete liyakat kazandıran; ihsan ve salih olma vasıflarından da mahrum kalırlar.

Devamını oku...

İSLAMİ KİMLİĞİ KUŞANAN HER MÜSLÜMAN TEKBAŞINA BİR ÜMMETTİR;CEMAATTIR

"Mü’minler bireysel cemaat olma süreçlerini tamamladıklarında toplumsal ve siyasal cemeatleşme süreçlerini de başlatmış olurlar. Bu dönemler; hiyerarşik, beyatli, ahlaklı, firasetli, kadrolu, ilkeli, fıkıhlı, koordineli, projeli, planlı, hedefli, ıslahatcı ve yerine göre devrimci, çözümlü, ilmi ve takvalı bir süreçtir. Şimdi tekrar başa dönecek olursak, bu süreçlerin hiçbirini tamamlayamamış kimselere cemaat denilebilir mi? Bu şu anlama gelmemeli; “Yapacak bir şey olmadığına göre biz de kendi hâlimize bildiğimiz kadarıyla dinimizi yaşamaya bakarız.” Bu yanlış yargıya katılmak mümkün değildir. Eğer Müslümanların selameti ve inançlarının korunup etken hâle getirilmesi nebevi anlamda cemaatleşmekden geçiyorsa, bunun yapılması elzemdir. Ameli hale getirilmesi en önemli iştir.Müslüman grupların tamamı bütün çalışmalarını bir tarafa bırakarak bireysel cemaatleşmeden başlayan bu süreci siyasal cemaatleşmeye doğru taşımaları gerekir. Belki de Hz. Ömer (r.), “Cemaatsız İslam olmaz…” derken bu gerçeğe vurgu yapmıştır. İşin burasının bir daha ciddi anlamda gözden geçirilmesi ve bu bağlamda hem sözde cemaatların itikadi ve siyasi sorgulamalarının yapılması, hem de vahiy doğrultusunda cemaatleşebilmek için kimlerle, nasıl ve hangi hedeflerin tahakkukunda çalışabilirizin hayata aktarılması gerekir..."

Devamını oku...

ALLAH’IN VE PEYGAMBERİNİN SAVAŞ AÇTIĞI FAİZİN GÜNÜMÜZDE İMANDAN ALGIYA OLAN SEYRİ

"Banka kelimesini ağzına alırken “affedersiniz” ifadesini kullanan; “Bankanın önünden geçerken çok süratli geçin.” diyen İslami hassasiyet bugün tüketildi. Seyrü suluk için dergâha gelenlerin ve bu yolda ciddi mesafe almak için azimet mektebini tercih edenlerin cüzdanlarının içi renkli banka kartlarıyla doldu. Bir Müslüman’ın cüzdanındaki banka kartlarının değil çokluğu, bizzat varlığı onun finans kurumlarının  bir parçası olduğunun en önemli kanıtıdır. Tasavvuf ehli, Visa kartı ile alışveriş yapmanın ve kart kullanmanın yanlışlığını ve arka planındaki ekonomik ve siyasal sömürüyü bir türlü kavrayamadılar. Hâlbuki bankalar, kapitalizmin kalbidir. Buralara para bağlamak, dünya sisteminin değirmenine su taşıyarak onun ömrüne ömür katmaktır. Hem ona taze kan verip sonra da yeni bir “Medine”den bahsetmek iki yüzlülüktür."

Devamını oku...

DÜNYEVİ CEZASI ÜMMETİN DUASINDAN MAHRUMİYET OLAN GÜNAH; ALDIĞI BORÇLARI ÖDEMEMEK

Vazgeçilen değil de vaz geçen olmak istiyorsak varlıklı olup  iktisatlı yaşamalıyız  ve borcun azından da çoğundan da uzak durmalıyız. Bu anlayışa göre ‘borç yiğidin kamçısı’ değil; özgürlüğüne vurulan prangadır. Borçsuz yaşayan özgürdür. Bu hakikati Hz.Peygamber(s.), kendine has veciz uslubuyla şöyle ifade etmiştir: “ Az günah işle ki Allah(c.), sana ölümü kolaylaştırsın; az borç yap ki özgür olarak taşayasın.” Peygamber Efendimiz’in bu uyarısı yeterince anlaşılsaydı bugün bir çok insan tefecilerin, bankaların, çok uluslu şirketlerin siğortalarının ve dünya ticaret merkezinin  kölesi haline gelmezdi. Gerek bireysel gerekse toplumsal alanda yapılan borçlanmalar bireyi ve toplumu köleleştirmektedir. Devletler arası borçlanmalarda borçlu devletin siyasetini, ekenomisini, hukukunu, eğitim-öğretim  proğramını ve dış politikasını borç veren emperyal zengin devletler belirlemektedir. Çünkü işin doğasında var olan kural şudur: Bugün borç alan yarın buyruk alır.

Devamını oku...

CEMAATLE NAMAZA DEVAM EDİLMEDEN CEMAAT OLUNAMAZ

Cemaate devam ederek bireysel anlamda bir ümmet olma vasfını elde edemediğimiz zaman hem cami cemaati “kuru bir kalabalık”tan ibaret olur, hem de cemaatleşmenin sosyal ve siyasal aşamaları gerçekleşemez. Nitelikli bir cemaat olamadıkça da müminler hiçbir problemlerini çözemezler. Hayatın öznesi olmak ve tarihe yön vermek yerine gündemini başkalarının belirlediği edilgen varlıklar haline dönüşürler. Peygamber Efendimiz ve sahabileri gidişatını inkarcıların belirlediği müsadeli bir hayata cemaatleşme sayesinde asla razı olmamışlardır. Camiye devam etmeyenler ısmarlama bir hayata rıza göstererek sıradanlaşır endişesiyle sürekli uyarılmışlardır. Resulullah döneminde mü’minler, İmam’ın etrafında daima zihinsel ve ruhi bir tecdid yaşamışlardır. Cemaate katılmayarak bu tecdidin kasıtlı olrak dışında kalanlar ise münafıklaşmışlardır.

Devamını oku...

TOPRAĞI VATANA DÖNÜŞTÜREN TEVHİT ÇAĞRISI

Ezan, anlam olarak içermiş olduğu tevhidi hükümler; Allah’ın birliği, Hz. Peygamber’in risaleti; namazın zorunlu ve kurtuluş vesilesi olduğunu bildiren ibadet ve ahlakî yönüyle İslam’ın en önemli sembollerinden birisidir.Millet olarak iman edilen tevhidin ikrarıdır. Müslümanlığı yegane kurtuluş yolu gördüğümüzün eşyayı da şahit tutarak insanlıga ilan edilmesidir. Okunmuş olduğu toprakları salt toprak olmaktan çıkarır ve İslam yurduna (daru’l-İslam) dönüştürür. Esasında bu dönüşümün gerçekleşmesi, sözle beraber mananın da hakim olmasına bağlıdır. ‘Allah en büyüktür’ deyip sonra da başka büyükler türetmek ezanın ruhuna aykırıdır. Üzerinde yaşamış olduğumuz yerler ezanla İslâmi bir kimlik kazanmıştır. Bu kimliğin devamından yana olan müminlerin ezanın anlam alanına göre bir hayatı tercih edip yaşamak suretiyle Allah’ın (c.) dinine ve emanetine layık olmaları gerekir.

Devamını oku...

Dinde Kardeş Olmak - Dr. Mehmet Sürmeli

"Müminlerin birbirleriyle kardeş olmaları evvela ahlaki bir olgunluktur. Bu olgunluk vahyin eğitiminden geçmekle; zihin ve ruha vahyin nakşedilmesiyle kazanılan bir erdemdir. Bireysel anlamda ümmet olamayan, İbrahimi duruş sergileyemeyenler gerçek anlamda kardeş olamazlar. Hz. Peygamber(s.)' in sahabesinin tutkunluğundaki esprinin temelinde Kuran ve Sünnette benliği eritme; "vahyin karşısında seçme hakkının olmadığına inanma" sevdası vardır. Resulullah, gerçek anlamda ümmet olabilmiş sahabilerini birbirleriyle hem Mekke' de hem Medine' de zaman zaman kardeş ilan etmiştir. "

Devamını oku...

Dr. Mehmet Sürmeli Hocamızdan "Öncelikli Okunması Gereken Kitaplar" listesi...

Yaşamak ve paylaşmak için şu kitapları temin edip okuyalım!

Devamını oku...

Sayfa 1 / 8

  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  6 
  •  7 
  •  8 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »
BURADASINIZ Anasayfa