Dr. Mehmet Sürmeli'nin kişisel web sitesine hoşgeldiniz.

  • Full Screen
  • Wide Screen
  • Narrow Screen
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

Dr. Mehmet SÜRMELİ’ nin HACI HASAN EFENDİ(k.s)’ nin davet ve tebliğ metodu ile ilgili röportajı

e-Posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 5
ZayıfEn iyi 
Sünnet, Hz. Peygamber’ in Kur’ an’ dan anladıklarını hayata yansıtması ve yaşaması olduğuna göre, sünnetteki öncelikleri de Kuran-ı Kerim’in ana konuları ve ayetlerdeki yoğun emir tekrarları belirler. Sünneti doğru anlayıp yaşamada kılı kırk yararcasına titiz davranan nebevi tasavvuf uleması bu inceliğe titizlikle riayet etmişlerdir. Bu seçkin alimlerden Muhammed Bahauddin, İmam Rabbani, Mevlana Halidi Bağdadi (k.s) yolunun son dönem üstatlarından Yahyalılı Hacı Hasan Efendi (k.s) de davet ve tebliğe bir ibadet olarak çok büyük önem vermiştir. Onun davet ve tebliğine baktığımız zaman gördüğümüz en önemli husus; davetinin devamlılığı, kesintisizliğidir. Günlük, haftalık, aylık çalışmalarla yetinmek Hacı Hasan Efendinin tasvip ettiği bir yol değildir. Sufinin “ibnu-l vakit” olduğunu en iyi anlayanlardan olan merhum, “vukuf-i zamani” prensibine göre zamana müdahalenin farz bir görev olduğunu bilip daimi bir gayret ve kesintisiz bir çalışmayla davetini sürdürmüştür. Hem sözlü tebliğin, hem de yaşamak suretiyle sünneti üzerinde tecessüm ettirerek fiili davetin en büyük öncülerinden olmuştur. Vehbi ve kesbi yolla zihnini ve gönlünü Kuran-ı Kerim ve sünnetin sonsuzluğuna açıp gece gündüz, yaz-kış, köy- şehir demeden bilgisini cömertçe paylaşıma açmıştır. Ona göre gerçek cömert “malını fakirle, ilmini herkesle paylaşan; canını ise Allah(c.) yolunda tereddütsüz feda edendir.”

 

 

Soru :Merhum üstadımız davet ve tebliğinde mekan olarak nereleri seçmiştir?

Cevap :Merhumun özellikle seçtiği bir mekan yoktur. “Yeryüzünün Resulullah’ a mescit kılınmasından” hareketle davet ve tebliğini her uygun ortamda yapmıştır. Fakat yoğunluğu ev(indeki) sohbetlerine ve mescide vermiştir. Bu iki mekan bize, “Darü-l Erkam’ın ve Mescidin” davetteki yerinin ihyası ile ilgili önemli hatırlatmalar yapar. Mescitlerdeki davetini sürekli yapabilmek ve bürokratik bir engelle karşılaşmamak için fahri vaizlik belgesi de almıştır. Bundan istifade ederek Yahyalı’ daki büyük camilerde, Kayseri, Adana, Niğde ve havalisinde, doğudaki bazı illerde yıllarca vaazlar vermiştir. Ev sohbetlerine ayrı bir önem atfetmiş ve liyakatli insanlara bulundukları mahallelerde sohbetler de yaptırmıştır. Kendi evini ise bir mektep haline getirmiştir. Sabahın erkek vakitlerinden itibaren hanelerini her yönden gelen insanlara açmış ve yatana kadar misafirleri eksik olmamıştır. Sabah ve öğle vakitlerinde düzenli davet ve tebliğ görevi ifa edilirken hususi misafirleri de her zaman olmuştur. Gelenlere çay, kahve, yemek ve şeker ikram edilmiştir. Bu güzel adet bugün de devam etmektedir. ( Tüm bu hizmetleri kusursuzca yapan “sadece namazın kade-i ula ve ahiresinde oturma fırsatı bulan” çok değerli hane halkını dün ve bugün minnet ve şükranla anıyorum.) Merhum Hacı Hasan Efendi seyahatlerde, yaylalarda, resmi toplantılarda, komşu ve akraba oturumlarında da gönüllere, Kuran ve sünnet ikliminden nur taşımıştır. O, çalışmalarında mekanı ve zamanı israf etmemiş; sözün, coğrafyasına göre hakkını vermiştir.

Soru :Hacı Hasan Efendi(k.s)’ nin hitap kitlesi kimlerden oluşmuştur?

Cevap :Kuran-ı Kerim’ in hitap tarzına baktığımız zaman “Ey insanlar….” Ve “Ey iman edenler…” diye iki ifade kalıbının olduğunu görürüz. Bunun anlamı şudur: İlahi eğitimde tüm insanlar İslam’ın muhatabıdırlar. Onları İslam’ la tanıştırmak gerekir. Bu ilahi bir emirdir. Hz. Peygamber’ in de insanları hidayete çağırma konusunda teşvik ve müjdeleri çoktur. İslam, evrensel bir din olduğu için tüm yeryüzüne ve insanlara anlatılması şarttır. Yine ilahi eğitimde, İslam’ ı kabul eden insanların bilgilendirilmesi ve onların dini anlama ve yaşama seviyelerinin artırılması da vardır. Rasulullah’ ın Mekke ve Medine’ de oluşturduğu mekanlar, açtığı okullar ve yetiştirip gönderdiği davetçiler bunun kanıtıdır. Bu sünneti ihya etmeyi gaye edinen tasavvuf yolu ve bu yolun öncülerinden Hacı Hasan Efendi de genel anlamda herkesle ilgilenmiş ve onların İslam’ la tanışmaları için çalışmıştır. Bu çalışmalar sayesinde bir çok kişi, isyandan, büyük-küçük günahlardan, dalaletten, hatta küfürden kurtulmuştur. İç eğitimde ihmal etmeyen üstadımız, Müslümanlarda “takva, haşyet ve vera” bilincinin oluşması için iştiyakla çalışıp kabiliyetli insanlara ayrı bir önem vermiştir. Yaşlıları ihmal etmemiş ama onları çok fazla da yormamıştır. Camilerde veya evindeki haremlik selamlık uygulamaları ile; kerimelerinin yaptığı çok kıymetli çalışmalarla hanımlar da dini eğitimden geçmiştir. Bu eğitim bugün de şer’i ölçülere riayet edilerek devam etmektedir. Köylerdeki insanların bile ayaklarına kadar gidilip İslami eğitimden nasiplenmeleri sağlanmıştır.

Tüm bu çalışmalar içerisinde merhum Hacı hasan Efendi (k.s) gençlere ayrı bir değer vermiştir. Ebu Said el- Hudri (r.a) anlayışı gibi onları “Allah resulünün emanetleri” olarak kabul etmiş ve gençlerin dini anlama ve yaşamadaki ciddiyetlerine şahit oldukça yüzlerinde adeta güller açmıştır. Onlar için evinin ve gönlünün kapısını her zaman açık tutmuştur. Geleceğin teminatı olan bu gençleri şefkatle ve merhametle bağrına basmış, maddi ve manevi tüm ihtiyaçlarıyla ilgilenmiştir. Gençleri ilme teşvik etmiş ve okuduktan sonra da Müslümanlara yabancılaşmamaları için onlarla olan irtibatını hiç kesmemiştir. Dergahta bu gelenek bugün de büyüyerek devam etmektedir.

Soru :Merhum Hacı Hasan Efendi üstadımızın davet ve tebliğde seçmiş olduğu konular nelerdir?

Cevap :Davet ve tebliğinde muhatabın bilgi, kültür, yaş ve yetişme tarzını her zaman göz önünde bulunduran Hacı Hasan Efendi Hazretleri sohbet ettiği kişi ve cemaatin ihtiyaçlarına göre davetini sunmuştur. Konuşmalarında afaki ve farazi şeylere yer vermemiştir. Dini bilgi eksikliklerinin ve yanlış bilgilenmenin giderilmesini göz önünde bulundurmuştur. Köyden gelen kimselere özellikle temizlik konularını; istinca, istibra, taharet, abdest ve gusulü çokça anlatmıştır. Bu anlatımlarını kıssa ve mesellerle destekleyerek tebliğini sıkıcı olmaktan uzak tutmuştur. Zman zaman göz yaşları sel olmuş, zaman zaman da dudaklardan tebessümler eksik olmamıştır.

Hanımlara aile düzeninin önemini, çocuk yetiştirmenin faziletini, kocaya karşı sorumlulukları yerine getirmenin değerini anlatmış ve “boşanmanın Allah tarafından sevilmeyen bir helal oluşuna” vurgular yapmıştır. Tesettür ve haremlik-selamlık konuları üzerinde de çok durmuştur.

Gelen insanlar ilmiye sınıfından iseler konuşmanın seviyesi birden yükseltilmiş, fıkhi veya tasavvufi konular en yüksek düzeyde ele alınmıştır. Böylece misafirler, kendilerini ya bir fıkıh mektebinde ya da Mevlana’ nın dergahında bir öğrenci gibi hissetmişlerdir. Tüm bunlarla beraber üstadımızın genel konuşmalarına bakıldığı zaman davetin ana konusunun iman olduğu görülmüştür. İman konuları ayet ve hadislerle ele alınmış, akaid bilginlerinin görüşleri çerçevesinde mevzular açıklanmıştır. Elfaz-ı küfür ve efal-i küfür bahisleri ciddiyetle ele alınıp izah edilmiştir. İmanın tehlikeye düşmemesi için daimi bir murakabe bilincini öğütleyen merhum Hacı Hasan efendi (k.s), imana şeytanın musallat olmasından korktuğunu defaatle dile getirmiştir. Bu bağlamda Hasan-ı Basri (k.s)’ nin “haşyetullah” yolunu tercih etmiştir. Akaid konularını derinlemesine okuyamayan insanlara Ahmet Hamdi Akseki merhumun İslam dini kitabının iman bölümünü mutlaka okumalarını tavsiye etmiştir.

Hacı Hasan Efendi merhum, imandan sonra ahlak konuları üzerinde çok durmuştur. İlgili ayet ve hadisleri defterlerine toplamış ve günlerce insanlara bunları anlatmıştır. Ahlaki konularda fuhşa ve fuhşa götüren yollara karşı gençleri sık sık uyarmıştır. Yetim malı yemenin günahlığını, israfın haramlığını ve faizden kaçınmanın önemini vurgulamıştır. Ana- babaya karşı gelenin imansız gideceğine dair endişesini dile getirmiş ve cimriliğin çirkinliğini her fırsatta açıklamıştır. “Cimrinin uçtuğunu görseniz inanamayınız; cimriden evliya da olmaz” buyurmuştur. Malda, canda ve ilimde cömertliği tavsiye etmiştir. Hz. Peygamber’ in (s.) yakıcı büyük günahlara karşı uyarılırını ifade eden “mubikat” hadisini ve “arşın gölgesinde korunacak insanların” anlatılığı hadis defalarca şerh edilmiştir. Mekki ayetlerin öncelikli konusu iman, ahlak ve fakirlik probleminin çözüme kavuşturulmasıdır. Hicret öncesi bu vurgular daha da yoğunlaşmıştır. Medeni ayetlerde ise iman ve ahlak konularıyla beraber ibadet ve sosyal hayatın vahye göre düzenlenmesi ele alınmıştır. Tüm bunlarla söylenmek istenen; “İman ve ahlak olmadan yönetim ve yönetimde istikrar olmaz” gerçeğidir. Merhum Hacı Hasan Efendi de Rabbimizin bu mesajını ihya etmekle ömrünü fena edip Beka’ ya yürümüştür. Ruhları şad olsun. Onu gerçekten anlayabilmek dileklerimle…



Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

BURADASINIZ Konferans ve sohbetleri Röportajlar Dr. Mehmet SÜRMELİ’ nin HACI HASAN EFENDİ(k.s)’ nin davet ve tebliğ metodu ile ilgili röportajı