Dr. Mehmet Sürmeli'nin kişisel web sitesine hoşgeldiniz.

  • Full Screen
  • Wide Screen
  • Narrow Screen
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

MUHAMMED SÛRESİ 19. AYET'İNİN TEFSİRİ GİRİŞ BÖLÜMÜ

e-Posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 

Allah’ın varlık ve birlikte tekliğini insanlara duyuran Hz. Peygamber (s.), inanç bakımından sağlam bir toplum oluşturabilmek için ailesindeki her çocuğa daha konuşmaya başlar başlamaz şu ayet-i kerimeyi öğretmiştir:4O ki göklerin ve yerin mülkü onundur; oğul edinmemiştir ve mülkünde hiçbir ortağı yoktur; her şeyi yaratıp belli bir ölçüyle takdir etmiştir.5 Tevhid inancını en kapsamlı bir şekilde içeren bu ayet-i kerimeyi küçük yaştaki çocuklara bile öğretmedeki amaç; Allahuteala’nın semevat ve arzın maliki olduğunu, ebedi mabud oluşunu, uluhiyette tekliğini ve her şeyi belirli bir ölçüye göre yarattığını6 kavratarak “makbul iman” sahibi insanları yetiştirme ameliyesine erkenden başlamaktır.

Makbul iman; müminlerin hür seçimleri sonucu elde edilir. Kişi, ibadetlerini Allah’ı görüyormuş gibi bir ruh haleti içerisinde yaparken bilgilenmesini de artırmak suretiyle “yakin”de bir ziyadelik kazanırsa makbul imanı elde etmiş olur. Bu şekildeki bir iman taklide dayanmaz. Çünkü taklidi imanda, çevrede hazır bulduklarını araştırmadan ve inandığı değerleri delillendirmeden kabullenme vardır. Allahuteala şu ayet-i kerimede, Hakk’a bilerek iman etmeyi isterken iman konusundaki taklitçiliği de yermiş oluyor: “Onun dışında tapmakta oldukları şefaate bulunmaya malik değildirler; ancak kendileri bilerek hakka şahitlik edenler başka.”7 Bu ayetle ilgili Mevdudi (ö:1398/1979) şu tespiti yapmıştır: “ Şuursuz olarak şehadet etmenin, Allah nezdinde kabul edilmeyeceği anlaşılmaktadır. Ancak, bu dünyada bir kimse şehadet ederse açıkça küfre girmemesi şartıyla onu Müslüman olarak kabul eder ve ona Müslüman gibi davranırız. Çünkü Allah indinde mümin kimse; aklı ve bilgisi yettiğince, Allah’tan başka ilah olmadığına şehadet eden ve bilinçli olarak neyi kabul edip neyi reddettiğini bilen kimsedir.”8

Taklide dayanan bir inanç biçimiyle ilgili olarak bazı akaid âlimleri, böyle bir imanın bir şey ifade etmediğini söylemişlerdir. Diğer bir gurup âlim ise; taklit edilen kişinin masum insanlar olan peygamberler olması ve taklidin kesin ve kararlılık arzetmesi ya da taklit edilen, görüşünden dönse de taklit edenin o görüşten dönmeyecek kadar sabit ve kesin tavır içinde bulunmasını öngörmüşlerdir. Ayrıca, delilini bilmeksizin hak olan itikadi görüşü ana hatlarıyla da olsa taklit eden kişilerin fasık olduklarını söylemektedirler. Çünkü bu kişiler, bilinmesi farz-ı ayın olan konuları öğrenmediklerinden dolayı günahkâr olmuşlardır.9 Yüce Allah, bizlerin taklidi bir durumdan kurtulup Allah’ı görüyormuş gibi bir inanç hâli olan “şühud” basamağına ulaşabilmemiz için, imanımızın bilgi temeline dayanmasını istemiştir. İman ancak böyle bir durumda kemale ulaşır.

İbadet ve taatın geçerli olabilmesi için Allah’ın (c.) hakkıyla bilinip iman edilmesi şarttır. Bu nedenle Yüce Allah (c.), Hz. Peygamberin şahsında tüm insanlara şöyle buyurmuştur: “Bil ki Allah’tan başka ilah yoktur. Hem kendinin hem de mümin erkeklerin ve mümin kadınların günahlarının bağışlanmasını dile! Allah, gezip dolaştığınız yeri de duracağınız yeri de bilir.10 Allahuteala’nın kendini Kur’an-ı Kerim’de tanıttığı gibi tanıyabilmek için bu ayet-i kerimenin anlam zenginliğine açılmamız gerekiyor.

Bu çalışmamızda Muhammed Suresi’nin 19. ayetinin tasavvufa katkısının neler olabileceğini ele almak istiyoruz. Tefsirini yapacağımız bu ayetin meali şöyledir: “Kesin olarak (delilleriyle) bil ki Allah’tan başka ilah yoktur. (Habibim!) hem kendinin hem de mümin erkeklerin ve mümin kadınların günahlarının bağışlanmasını dile! Allah gezip dolaştığınız yeri de duracağınız yeri de bilir.

Ayet-i kerimeye dikkatlice baktığımızda tasavvuf ilminin bazı temel kavramlarını içerdiğini görürüz. Allah’tan (c.) başka ilah olmadığını bildiren ve tasavvufun da sâlike kazandırmayı amaç edindiği “tevhit makamı” ayetin temel konusudur. Bu nedenle ayetin tefsirine Kur’an-ı Kerim ve sünnetin tevhit konusuyla ilgili söylemlerini esas alarak başlamayı uygun gördük. Ayrıca, istiğfar okumanın önemi, günah kavramı ve günahlardan tevbeye de ayetin tefsirinde yer verilmiştir. Ayetin, “Allah gezip dolaştığınız yeri de duracağınız yeri de bilir.” kısmında ise tasavvuf ilminin anahtar kavramlarından murakabe, basiret ve ölümü tefekkür etmenin önemine vurgu yapıldığı için, çalışmada bu kavramların açıklaması da yapılmıştır.

Devam edecek...

1 Araf 7/54.

2 İbni Kayyim, Şemseddin Ebu Abdullah, Medaricu’s-Salikin, Beyrut, 1995, I, 114.

3 Nahl 16/36.

4 Mevdudi, Ebul-Alâ, Tefhimü’l-Kur’an-ı Kerim, İnsan Yay, İstanbul, 1986, III, 513.

5 Furkan 25/2.

6 Sâbuni, Muhammed Ali, Safvetü’t-Tefasir, Beyrut, 1981, II, 354.

7 Zuhruf 43/86.

8 Mevdudi, a.g.e., V, 273

9 Havva, Said, el-Esas fi’s-Sünne, (trc. Heyet), İstanbul, 1994, VII, 343.

10 Muhammed 47/19.



Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

BURADASINIZ Makaleleri Tefsir yazıları MUHAMMED SÛRESİ 19. AYET'İNİN TEFSİRİ GİRİŞ BÖLÜMÜ