Dr. Mehmet Sürmeli'nin kişisel web sitesine hoşgeldiniz.

  • Full Screen
  • Wide Screen
  • Narrow Screen
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

MUHAMMED SURESİ’NİN 19. AYETİNİN İÇERDİĞİ SÖZCÜK VE KAVRAMLAR 5. KISIM - MUHASEBE

e-Posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 

İki kavram arasında yakın bir ilginin birçok nedeni olmakla beraber, bu yakınlığın esası; her ikisinin de dayanaklarını Allahuteala’nın “Alîm”, “Kadîr”, “Semi”, “Basîr” ve “Rakîb” isimlerinden almalarında yatmaktadır. Yüce Allah’ın bu isimleri; onun, mahlukatın tüm söz ve davranışlarına vâkıf olduğuna delalet etmektedir.

 

Zihnimizde iyi bir muhasebe ve murakabe bilinci geliştirebilmemiz için şu ayetleri iyi düşünüp gerekli sonuçları çıkarabilmemiz gerekir. Çünkü bu ayetler muhasebe ve murakabenin Kur’anî temelleridir: “Gerçek şu ki insanı yaratan biziz ve onun iç benliğinin ona ne fısıldadığını biz biliriz: Çünkü biz, ona şah damarından daha yakınız.” Bu ayetten çıkan sonuca göre insan; ilahi bir yakınlık ve gözetim altında olduğunu hissedince hareketlerine hem kalite, hem de süreklilik kazandırır. İnsanın, hiçbir davranışının Allah’tan gizli kalmayacağını anlaması, her an kendisini hesaba çekme duygusunu alışkanlık hâline getirmesine vesile olur. Çünkü insan, “Her nerede olursa olsun, o sizinle beraberdir.” buyruğunca yaratanıyla daimi bir iletişim içerisindedir. Bir anlık gafletin oluşturacağı şirk veya isyan hâli bu iletişimin kopmasına sebep olabilir. İşte muhasebe, kulun Allah’ın emirlerine teslimiyet noktasında kendisini hesaba çekmek suretiyle murakabeye (sürekli denetlenme bilincine) alt yapı hazırlamasıdır.

Kur’an-ı Kerim, salih amellerle ilgili alım-satım (iştira ve bey’) kelimelerini kullanmak suretiyle inanç ve eylem noktasında da kendimizi bu sembolik dilin çerçevesinde hesaba çekmemizi emretmekte ve hepimize muhasebenin özünü oluşturan “yarınlara bakma” duygusunu kazandırmaya çalışmaktadır. Nitekim şu ayet bu gerçeğe işaret etmektedir: “Ey iman edenler! Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun; herkes yarın için ne hazırladığına baksın…” Eğer kul muhasebesini iyi yapmaz ve gelecek için çözüm mahiyetinde bireysel ve toplumsal anlamda projeler üretmeyecek olur, hep hayali şeylerle avunur ve avutursa Allahuteala’nın şu tehdidinin altında olduğunu bilmesi gerekir: “Her insan, (sonunda) ilerisi için ne hazırladığını ve (bu dünyada) ne bıraktığını anlayacaktır.” Yeniden dirilme anında insan, bu dünyadaki hayatında yapmış olduğu –veya bilinçli olarak yapmaktan kaçındığı- her şeyin gerçek sebepleri ile manevi/ahlaki sonuçlarını açık şekilde anlayacaktır.

Muhasebe ile ilgili Kur’an’dan birçok delil bulmak mümkündür. “Üzerinize koruyucu (yaptıklarınızı zaptedici melek)ler vardır; değerli yazıcılar. Yaptığınız her şeyi bilirler.” ayeti, insanın denetlenme bilincini kazanıp kendine çeki düzen vermesine yeter. Tüm bu ayetlerden ortaya çıkan sonuca göre muhasebe; “nefsi bir takım değişmelere tabi tutarak terbiye etmek ve ardından mücahedeye sarılmaktır.” Bu mücahede ve muhasebe duygusunun zorunluluğunu Hz. Ömer (r.) şöyle dile getirmiştir: “Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz. Amellerin arz edildiği büyük gün için hazırlık yapınız. Ancak dünyada iken kendilerini hesaba çeken insanların hesapları kolay olur.” Bu tavsiyeler sadedinde Allah’ın veli kullarından bazıları, her konuştuklarını ve yaptıklarını bir deftere kaydetmişler ve yatsıdan sonra da kendilerini hesaba çekmişlerdir. Defterlerini açınca, istiğfar ve tevbeyi gerektiren bir durum var ise hemen tevbe-istiğfar etmişler; eğer şükrü gerektiren bir durum var ise o zaman da şükretmişlerdir. İnsanın düşünce ve amel bakımından hurafelerle çevrilip inancının yok edilmeye çalışıldığı sosyo-siyasal ortamlarda yaşayan Müslümanların muhasebeyi anlık olarak yapmaları zorunludur. Hz. Peygamberin (s.) “günde yetmiş veya yüz defa yapmış olduğu istiğfar” muhasebe bilincinin bize bir başka yansıması değil midir?

İnsanın, her zaman Allah’ın (c.) denetlemesi altında olduğu hissini taşıyıp bu ruh yüceliğini hatırından çıkarmamasına Hz. Peygamber “İhsan” adını vermiştir. İnsanın, Allah’a (c.) en çok yaklaştığı ibadet esnasında bu ruh hâlini zirveye taşıması istenmiş ve teşvik sadedinde şöyle buyurulmuştur: “Allah’ı görüyormuşçasına ibadet et, sen onu görmüyorsan da o, seni görüyor.” Hz. Muhammed’in (s.) bu hadisi, kulun muhasebe ve murakabe hâline işarettir. Böyle bir hâle erişebilmek, kişi için her hayrın temelini teşkil eder. İnsan böyle bir mertebeye “muhasebe” hâlinden çıktıktan sonra erişir.

Allah’ın isim ve sıfatlarını gereği gibi anlama ameliyesinin sonunda varacağımız sonuç şudur: Allah (c.), kulunu sürekli gözetmekte, ona bakmakta, sözlerini işitmekte, her zaman ve mekânda kulunun fiillerini bilmekte hatta öyle ki nefes alıp vermesine, göz açıp kapamasına ve “içinden geçenlere” bile âşinadır. Allah’ın, kulunun tüm eylemlerine vâkıf olması; onun kuluna özgür bir alan tanımadığı anlamına gelmez, bilakis; Yaratanın kuluna her an yakın olması, Allah’la insan arasında bir sevgiye ve kulun hareketlerini güzel yönde geliştirmek suretiyle kabiliyetlerini artırmasına neden olur. Vaktini de güzel şeylerle değerlendirmesine vesile teşkil eder. Bu bağlamda, murakabenin neticesiyle ilgili Cüneyd (ö: 297/910) şöyle demiştir: “Kim hayatında murakabeyi gerçekleştirirse Rabbinden gafil olduğu bir anın geçmesinden korkar.” Tasavvuf yoluna dâhil olanlar için âlimler, üç şeye özellikle dikkat edilmesini istemişlerdir. Bunlar; muhasebe, murakabe ve amelini ilimle yönlendirmektir.

Kişi, muhasebe ve murakabenin asıllarını içerisinde bulundurulan Kur’an-ı Kerim ve sünnetten aldığı şuurla; bireysel anlamda bu iki temel kavramı hayatında içselleştirmelidir. Muhasebe ve murakabeden çıkaracağı sonuç; önce bireysel anlamda kişinin kendi hayatının yarınlarını projelendirmek ve projesinin uygulanabilirliğine bağlı olarak insanlar için değerler üretmek olmalıdır. Muhasebe ve murakabe, model insan Hz. Muhammed’e (s.) benzeme hususunda hayatın bireysel alanını onun hayatıyla örtüştürme konusunda uygulanabilir şeyler ortaya koymuyorsa amacına ulaşmamıştır. Bu konuda olumlu bir netice aldıktan sonra muhasebe ve murakabenin kollektif boyutuna sıra gelmektedir ki bu; topyekün müminler olarak durumumuzu gözden geçirme ve muhasebenin sonucuna göre de Müslümanları tarihin öznesi yapabilecek tevhidi, sosyal, siyasi, hukuki, ahlaki ve ilmî projeleri ortaya koyabilmektir. Böyle bir bilinç hâlini vahiyle temellendirmek suretiyle Müslümanlarda toplumsal bir hafıza oluşturarak muhasebe ve murakabe eksenli bir karakter meydana getirebilirsek gelecek için daha da umutlu olabiliriz. Yüce Allah “…Allah gezip dolaştığınız yerleri de varacağınız yeri de biliyor.” buyurmak suretiyle müminleri daimi bir muhasebeye çağırmaktadır.

Dr. Mehmet Sürmeli

Uludağ, Süleyman, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü, s. 374.

Enfal 8/17.

Nahl 16/77.

İsrâ 17/1.

Nisa 4/1.

Kâf 50/16.

Zemahşeri, Keşşaf, IV, 374.

Hadid 57/4.

Haşr 59/18.

İnfitar 82/5.

Esed, Muhammed, Kur’an Mesajı, III, 1243.

İnfitar 82/10-12.

Ruzbihan Baklî’den naklen, Öztürk, Yaşar Nuri, Tasavvuf, s. 263.

Muhasibi, Haris, Risaletü’l-Müsterşidin, s. 80.

Muhasibi, Haris, a.g.e, (Talik; Abdulfettah Ebu Gudde) s. 81.

Ebu İsa Muhammed b. İsa, Tirmizi, V, 383.

Müslim, Kitabu’l-İman, I, 157.

Kuşeyri, Abdulkerim, Risale-i Kuşeyrî (çev: Ali Arslan), s. 238.

Bakara 2/235.

İbni Kayyım, Şemsuddin Ebu Abdullah, Medaricu’s-Salikin, II, 67-68.



Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

BURADASINIZ Makaleleri Tefsir yazıları MUHAMMED SURESİ’NİN 19. AYETİNİN İÇERDİĞİ SÖZCÜK VE KAVRAMLAR 5. KISIM - MUHASEBE